02 Aralık 2009 Çarşamba

OY KULLANIN Duyarli olun

Sollte der Neubau von Minaretten in Deutschland auch verboten werden?

Almanyada minaretli

Camilerin yapilip yapilmamasi icin oy toplaniyor
Almanyada Minaretli Camiler Yasaklansinmi sorusuna hayir (nein) cevabina tiklaminizi istiyorum Lütfen butun herkes duyarili olsun..!
Link Burda OY KULLANMAK icin Buraya Tiklayin

30 Kasım 2009 Pazartesi

Bu Yuzyilda Mehdi gelmiyecek

 Link: Bu Yuzyilda Mehdi gelmiyecek

29 Kasım 2009 Pazar

İSLAM BİRLİĞİ



                     
İslam, dünyanın en hızlı büyüyen dini.

Avrupa’da İslam dininin büyüme hızı %142'lere ulaşmış durumda.
Müslüman nüfusun sayısının yakın gelecekte daha da artacağı ve İslam'ın dünyanın en büyük dini haline geleceği tahmin ediliyor.

Jeopolitik konumları nedeniyle İslam ülkeleri büyük bir güç olarak görülüyor.

Ne var ki bugün kimi İslam ülkeleri arasında derin anlaşmazlıklar ve ihtilaflar bulunmakta.
Hatta yakın geçmişte İran-Irak Savaşı, Irak'ın Kuveyt'i işgali, Pakistan-Bangladeş Savaşı gibi Müslüman ülkeler arasında geçen savaşlar yaşandı.

Bazı Müslüman ülkelerde ise halen etnik ve siyasi sorunlar nedeniyle iç savaş ve çatışmalar sürüyor.

Sonuçta İslam dünyasında belirgin bir dağınıklık, başıboşluk, ihtilaf ve merkezi otorite eksikliği yaşanmaktadır.

Oysa İslam'ın özünde bir dağınıklık ve başıboşluk değil, birlik vardır.

Kuran'da, "Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın…” (Al-i İmran Suresi, 103) ayetiyle Allah, tüm Müslümanlara tam bir birlik ruhu içinde hareket etmelerini emretmektedir.
Dünya, bugün her yönden bu birliğe muhtaçtır: İslam birliğine...

Belgeseli izlediğinizde İslam ahlakının dünyaya yayılacağı, insanların barışa ve güvenliğe kavuşacağı günlerin Allah'ın izni ile çok yakın olduğunu anlayacaksınız.
Peygamber Efendimiz (sav) bundan 1400 yıl önce, ahir zamanda insanların arasında iki salgın hastalığın yayılacağını bildirmiştir. Ayrıca Peygamberimiz (sav)'in bu hastalıklar hakkında verdiği detay bilgiler, bunları daha kolay tespit edebilmemizi mümkün kılmaktadır. Söz konusu hastalıklar, ahir zaman alametlerinin yoğun olarak yaşandığı son yıllarda birbiri ardına ortaya çıkan; her ikisi de ölümcül ve salgın hastalıklar olan kuş ve domuz gripleridir. (Doğrusunu Allah bilir.) Bu konudaki bazı hadisler şu şekildedir:


"Altı şey kıyametten önce olur: … Sonra çok ölen olur. Sizin içinizde koyunların burunlarından akan ve aniden öldüren hastalık gibi ölümcül iki hastalık yaygınlaşacaktır."

(Sahih–i Buhari, cizye (2/278 fethul bari))


"İnsanlar, şiddetli bir korku üzerinde olmadıkça, Hz. Mehdi (as) zuhur etmez. Ondan önce zelzeleler, fitneler, insanların başına gelen belalar ve taun (veba) hastalığı zuhur edecektir… İşte o vakit (Hz. Mehdi (as)) zuhur edecektir. Ona yetişene ve onun yardımcılarından olanlara müjdeler olsun. Ona (Hz. Mehdi (as)'a) muhalefet edenlere ve emrine karşı gelenlere yazıklar olsun."

(Fera idu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam el-Mehdi el-Muhtazar)


A/H1N1 domuz gribi ile AH5N1 kuş gribi virüsleri, bu hayvanların solunum yollarındaki hücrelerin alıcılarına yerleşir. Hem kuşlar hem de domuzların milyonlarca yıldır var olan canlılar olmalarına rağmen, Peygamberimiz (sav)'in bildirdiği gibi bu zamanda salgın hastalıklara sebep olması ahir zamanda yaşadığımıza bir başka delilidir. Söz konusu durum, tam da Hz. Mehdi (as)’nin zuhur döneminde, Allah’ın emriyle insanlar arasında yayılmıştır.



HASTALIKLAR İNSANLARA RUH DERİNLİĞİ KAZANDIRIR

Allah’ın insanlar arasında yaygınlaşan bir hastalık yaratmasının elbette birçok hikmeti vardır. Bu durum, insanların gözleriyle göremedikleri virüsler karşısında bile, ne kadar aciz olduklarının farkına varmalarına vesile olacaktır. Ayrıca herşeyin Yüce Allah’ın kontrolünde olduğunu daha derin düşüneceklerdir. Bu vesileyle birçok kişinin Allah’a yakınlığı artacak, imanlı Müslümanların da imanları daha da güçlenecektir. Hastalığı meydana getiren Allah'tır; tedaviyi yapan doktoru yaratan, ona bildiklerini öğreten, ilacı yaratan ve şifaya vesile eden de Allah'tır. Bir rahatsızlıkla karşılaşan insanın güzel ahlak göstermek için bütün bunların birer imtihan olduğunu, hastalığı da şifayı da yaratanın sadece Allah olduğunu düşünmesi gerekir.

Sonsuz kudret sahibi Allah'a teslim olan, O'nun sonsuz aklına ve rahmetine güvenip dayanan insan için hastalık da, musibet gibi görünen diğer olaylar da sonu hayırla bitecek geçici imtihanlardır. Önemli olan, Allah'a iman eden, O'nun yaratmış olduğu kadere teslim olan insanların, bu tür zorluk ve hastalık anlarında gösterecekleri güzel ahlak ve Allah’a teslimiyetli ruh halleridir. Bu gerçek bir Kuran ayetinde şu şekilde bildirilir:

Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur; bana yediren ve içiren O'dur; hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur; beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur. (Şuara Suresi, 78-81)


Ayrıca hastalıklar, bir kişinin sağlıklı yaşamasının Allah'tan ne kadar büyük bir lütuf ve nimet olduğu daha iyi anlamasını sağlar. Uzun süre hasta olmayan, herhangi bir rahatsızlık, ağrı ya da acı hissetmeyen bir kimse, bu nimeti gereği gibi takdir edemeyebilir. Ancak hastalıkla, acıyla ağrıyla imtiham olan bir insan, dünyanın geçiciliğini, ölümün yakınlığını ve ahiretin varlığını daha derin düşünür hale gelecektir. Bu bakımdan dünyada karşılaşılan her zorluk gibi hastalıklar da, inananların iman derinliğinin artmasına vesile olan kıymetli anlardır.

Kiyamet Cok yakin

AHİRZAMAN ALAMETLERİNİN SON 30 YILDA TOPLUCA TAHAKUKU, DÜNYANIN ÖMRÜNÜN 7000 YIL OLDUĞUNU TEYİT ETMEKTEDİR

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen ve en büyük hadis imamlarından olan İmam Suyuti’nin naklettiği 8 sahih hadiste dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğu, Peygamberimize kadar bu sürenin 5600 yılının geçtiğini haber verilmiştir.
7000’den 5600’ü çıkarttığımızda geriye 1400 sene kalmaktadır.
Başka bir hadiste ise Peygamberimiz “Ümmetin ömrünün 1500 seneyi pek geçmeyeceğini” haber vermiştir.

Şu anda Hicri 1430 yılında olduğumuzu ve Hicri 1500 yılına kadar da Hicri 14. yüzyılın içinde olduğumuzu hesaba katarsak o zaman Hz. Mehdi’nin mutlaka bu yüzyıl içinde çıkması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Çünkü geriye Hz. Mehdi’nin çıkabileceği başka bir yüzyıl kalmamaktadır.
Hicri 1400’ün başından itibaren Peygamberimiz’in hadislerinde bildirdiği ahirzaman alametlerinin hemen hepsinin ard arda tahakkuk etmesi ahirzamanda olduğumuzu ve Hz. Mehdi’nin bu yüzyıl içerisinde çıkacağını açıkça göstermektedir.
Ayrıca bütün bu alametlerin son 30 yıl içinde topluca gerçekleşmiş olması,  dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğunu, Peygamberimize kadar bu sürenin 5600’ünün geçtiği ve İslam ümmetinin icabet ömrünün de 1500 seneyi pek geçmeyeceği yönündeki hadisleri teyit etmektedir.

HİCRİ 1400’ÜN BAŞINDAN İTİBAREN SON 30 YIL İÇİNDE ART ARDA GERÇEKLEŞEN ALAMETLER İSE ŞUNLARDIR:

1. 1975 yılında Fırat'ın Suyunun Kesilmesi. Keban Barajı’nın yapılmasıyla bu durum gerçekleşti.

2. 1979 yılında Afganistan'ın İşgali.

3. 1979 yılında Kabe Baskını ve Kabe’de kan akıtılması. 400’den fazla kişi hayatını kaybetti.

4. 1980 yılında İran-Irak Savaşı

5. Gökyüzünü ateş ve duman kaplaması (Dünyanın en büyük tankerlerinden biri 1979 yılında Independenta İstanbul’da patladı. Tüm gökyüzünü duman kapladı, gürültüsünden uyuyanlar uyandı.)

6. Ramazan Ayı'nda 15  gün arayla Ay ve Güneş Tutulmaları. (1981 ve 1982 yıllarında aynı şekilde gerçekleşti.)

7. 1986 yılında Halley Kuyruklu Yıldızının Doğması.

8. Boynuzu Andıran iki uçlu yıldızın çıkışı (24 Şubat 2009 tarihinde Lulin kuyruklu yıldızı çıktı. Bu kuyruklu yıldız hadislere birebir uyuyor. Tüm kuyruklu yıldızlar doğudan batıya giderken, Lulin batıdan doğuya doğru gidiyor. Hadiste iki boynuzlu olacağı bildiriliyor, Lulin de iki boynuza benzeyen bir şekle sahip. Hadiste çok parlak olacağı bildiriliyor, Lulin de diğer kuyruklu yıldızlardan 6 misli daha parlak.)

9. Güneş’ten bir alametin belirmesi. (1996 yılında Güneşte büyük patlamalar oydu, ayrıca 11 Ağustos 1999 yılında yüzyılın en son güneş tutulması. İlk kez bu kadar çok kişinin izleyebildiği güneş tutulması.)

10. 1990 yılında Azerbaycan'ın işgali

11. Tozlu Dumanlı Bir Fitne (11 Eylül 2001 ABD’deki terör saldırılarının ardından oluşan duman)

12. Bağdat'ın Alevlerle Yok Edilmesi (2003 yılında ağır bombardımanlarla yok edilmiştir.)

13. Iraklıların Parasının Kalmaması (ABD işgalinin ardından Irak’ta paranın değeri düşmüş, ardından Irak dinarı tedavülden kalkmıştır)

14. Çölde bir ordunun batması. (İşgalin ardından yaklaşık 80.000 kişilik  Irak ordusu yokolmuştur)

15. Irak'a ve Şam'a Ambargo Uygulanması (Saddam döneminde başlamış ve 10 yıldan uzun süre uygulanmıştır.)

16. Irak'ın Yeniden Yapılandırılması (İşgalin ardından yıkılan şehirlerin imarına başlanmıştır)

17. Irak Halkının Şam'a Kaçması (ABD işgali ve bombardımanlar nedeniyle halk Kuzey’e kaçmıştır)

18. Irak’ın üçe bölünmesi (ABD işgalinin ardından Irak fiilen üçe bölünmüştür.)

19. Şam da fitneler (Suriye’de yaşanan karışıklıklara işaret edilmektedir)

20. Fırat ile Dicle Arasında Çatışmalar Olması (Irak ile İran arasındaki savaşa işaret edilmektedir)

21. Şehirlerin Yok Olması (2. Dünya savaşında Hiroşima ve Nagasaki tamamen yokolmuştur.)

22. Doğu Tarafından Bir Ateşin Görünmesi (1991 yılında Irak Kuveyt’i işgal ettikten sonra petrol kuyularını yaktırmış, Kuveyt ve Basra Körfezini büyük bir ateş sarmıştır)

23. Şam ve Mısır Meliklerinin Öldürülmesi (1981 yılında Enver Sedat, 1982 yılında Lübnanlı lider Beşir Cemayel öldürüldü.)

24. Eski Ürdün Kralının öldürülmesi. (Ürdün Kralı Abdullah’ın 1951 yılında İngilizler tarafında öldürülmesi)

25. Sistemlerin Değişmesi (1989 yılında Berlin duvarının yıkılması, 1991 yılında SSCB dağıldı)

26. Yaygın katliamların meydana gelmesi

27. Kişinin Kamçısının Ucuyla Konuşması

28. Büyük Bir Ekonomik Krizin Olması

29. Masum çocukların öldürülmesi

30. Rüzgarlar ve Kasırgalar

31. Kuraklık Olması

32. Sel Baskınlarının Olması

33. Depremlerin artması

34. Yıldırımların Çoğalması

35. Masum Sivillerin Katledilmesi

36. İnsanların Birbirinden Kaçışması

37. Allah'ın Açıkça İnkar Edilmesi

38. Haramların Helal Sayılması

39. Sahte Peygamberlerin Çoğalması

40. Ömürlerin uzaması

41. Çöllerin yeşertilmesi

ALLAHI SEVMEK  ALLAH SEVGİSİNE DAİR…

Allah sevgisi, tıpkı Allah korkusu gibi, yaşamamız, duymamız ve davranışlarımıza yansıtmamız gereken ve bizi güzel ahlâka ve ebedî mutluluğa ulaştıran en yüce sevgidir. Allah’ı seven, Allah’ın yarattıklarını da Allah için sever, herkese karşı bir sevgi yumağı kesilir, gerçek mutluluğa ulaşır ve ne dünyada, ne âhirette üzüntü duymaz.

Bunun dışında Cenâb-ı Hak, Allah sevgisinin önemli belirtilerini şöyle bildiriyor: “Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever. Onlar mü’minlere karşı alçakgönüllü, kâfirlere karşı izzet sahibidirler; Allah yolunda cihad ederler ve dil uzatanların kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın bir lütfudur ki, dilediğine verir. Allah’ın ihsânı geniştir ve O ihsânına lâyık olanı hakkıyla bilir.”1

Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Yüce Allah şöyle buyurdu: ‘Kulum kendisine farz kıldıklarımdan Bana göre daha sevimli hiçbir şeyle Bana yaklaşamamıştır. Kulum nâfilelerle Bana yaklaşmaya devam eder. Nihâyet Ben de onu severim. Onu sevdiğim zaman, onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden bir şey dilerse onu veririm. Bana sığınırsa onu korurum.”2

Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Şu üç şey kimde bulunursa, o kişi îmânın tadına erer: 1- Allah ve Resûlünün kendisine her şeyden daha sevimli olması. 2- Sevdiğini sırf Allah için sevmesi. 3- Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra, tekrar küfre dönmekten ateşe atılacakmışçasına nefret etmesi.”

Allah için olmazsa, yaratılmışları sevmek belâlı bir musibete dönüşür. Çünkü sevdiğin şey, çoğu zaman seni tanımıyor, seni bilmiyor, seni anlamıyor. Birden bire ortadan kayboluyor ve seni üzüntüde bırakıp, gidiyor. Gençliğin, malın ve paran gibi. Sen istemediğin halde senden ayrılıp gidiyor. Acısını sana bırakıyor. Oysa Allah sevgisi hem dünyada, hem âhirette, hem darlıkta ve hem bollukta kişinin elinden tutuyor, kişiyi Allah’ın rızasına götürüyor. Kalp, Allah’ın nazar kıldığı bir ayna olduğundan, o nezih kalp ile doğrudan ancak Allah sevilmeli, başka şeyler doğrudan ve kendileri için değil, Allah namına ve Allah için sevilmelidir.

Anlaşılıyor ki, Allah sevgisini yaşayan kimsede şu belirtiler görülür:

1- Allah sevgisini yaşayan kimse dînini ciddî sever, dîninin emirlerini baş tacı yapar ve dîninin gereklerini yerine getirir. Farzları ihmal etmez. Nafile ibadetlerini artırmaya çalışır.

2- Allah sevgisini yaşayan kimse mü’minlere karşı mütevazi, kâfirlere karşı izzetli olur.

3- Allah sevgisini yaşayan kimse, Allah için Allah yolunda çalışır, Allah’ın dînini yaşamaya ve yüceltmeye gayret eder.

4- Allah sevgisini yaşayan kimse, insanların ileri geri konuşmalarından korkup dînini yaşamaktan geri durmaz.

5- Allah sevgisini yaşayan kimse Peygamber Efendimiz’in (asm) Sünnet-i Seniyesine elinden geldiğince uyar.

6- Allah sevgisini yaşayan kimse Allah için işitir, Allah için görür, Allah için tutar, Allah için yürür, amellerinde Allah’ın rızasını arar ve ister.

7- Allah sevgisini yaşayan kimse, Allah dostlarını Allah için sever.

8- Allah sevgisini yaşayan kimse, eşi, ailesi, çocukları, annesi, babası, akrabaları, komşuları ve Müslümanlar ile iyi geçinir. Bağışlayıcı ve merhametli olur. Kimseye zararı dokunmaz. İyiliklerini artırmaya çalışır.

Duâ

Allah’ım! Hesap gününde bize yardım et! Hesap gününde üzerimizden rahmetini esirgeme! Hesap gününde bizi bağışla! Hesap gününde bizi Sevgili Peygamberimizin (asm) şefaatine ulaştır! Hesap gününde bizi utandırma! Unuttuklarımızdan ve hataya düştüklerimizden bizi sorumlu tutma. Rabbimiz! Bize ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işleri yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize merhamet et! Bizi hatalarımızla ve kusurlarımızla yargılama! Sen Mevlâ’mızsın!

Âmin... Âmin... Âmin...

Dipnotlar:
1- Mâide Sûresi: 54, 55, 56
2- Riyâzu’s-Sâlihîn, 385
3- Câmiü’s-Sağîr, 2/847


Yaptığınız her işte niyetiniz ALLAH rızası için olsun.


NİYET


–“Yaptığınız her işte niyetiniz ALLAH rızası için olsun.

Niyet çok önemlidir.

Ne iş yaparsanız yapın önce niyetinizi kontrol edin”

–”Siz niyetinizi güzel yapın.Her işiniz güzel olur…Kulun güzel niyetini bilsin yeter…”

–“ Niyet sağlam olursa, hem dünyayı kazandırır, hem ahiret’i kazandırır.”

– “Hedef niyettir niyet olmayınca hedef olmaz.”

–“Peygamber (A.S.) bir hadisi şeriflerinde “Dünya ve içindekiler melundur, ALLAH lanet etmiştir. ALLAH rızası için yapılan işler bunun dışındadır.”

Bunun için, niyet çok mühimdir. Niyet sağlam olursa, hem dünyayı kazandırır, hem ahiret’i kazandırır.

Gavs (K.S.A.) bu hadise binaen sabah kalktığında elbiseyi giyerken, abdest alırken işe gitmeden önce;

“Ya Rabbi sizin için çalışıyoruz, siz Rezzak-ı mutlaksınız, çalışmasak da rızkımızı verirsin. Sen çalışmayı vacip kılmışsın. Ailem için çoluk çocuğum içi çalışmayı vacip kılmışsın, bu vacip görevimi yerine getirmek için çalışıyorum.”

böyle niyet etse. akşama kadar camide ibadet etmiş, vaktini secdede geçirmiş gibi sevap alır.”

–“ne iş yaparsanız,yapın niyetinizde ALLAH (c.c)rızası olsun kalbinize ALLAH rızasını yerleştirin,yaptığınız her işte bu olsun halim olun,yumuşak olun,tavazu sahibi olun sizleri tenkit edenlerin ellerinden öpün,onları almaya çalışın size gelenlerin anlatıklarını karşı tarafı dinlemeden hüküm vermeyın hakkaniyet,sahibi olun,dinleyin kızmayın üstünlük taslanmayın,her iki tarafı dinleyin öyle karar verin”

: “Kalbin … tek bir hedefe kilitlemek ve her işte Yüce ALLAH’ın rızasını niyet etmektir.”

–“ Nice insanlar vardır ki, devamlı evliyanın yanında bulunur; fakat niyeti ALLAH rızası değildir.

O kimse evliyadan çok uzaktır.

Bazı insanlar ise bedeniyle evliyadan çok uzakta bulunur, fakat kalbi ALLAH rızasına aşıktır, ihlâs üzere yaşar.

Veliler o kimseyi tanır ve severler.

Halbuki o kimse evliyayı hiç görmemiştir


27 Kasım 2009 Cuma

THE WORLD AND THE HEREAFTER

 THE WORLD AND THE HEREAFTER

Fair in the eyes of men is the love of things they covet: Women and sons; Heaped-up hoards of gold and silver; horses branded (for blood and excellence); and (wealth of) cattle and well-tilled land. Such are the possessions of this world's life; but in nearness to God is the best of the goals (To return to). Say:

"Shall I give you glad tidings of things Far better than those? For the righteous are Gardens in nearness to their Lord, with rivers flowing beneath; therein is their eternal home; with companions pure (and holy); and the good pleasure of God."

For in God's sight are (all) His servants. (Al-e Imran 14-15)

Essentially all the attempts to seek in religion something crooked, stem from peoples' lack of understanding the reality of the Hereafter.

As it is stated in the Qur'an, God has created the World as a temporary home for us. It is for testing the believers, having them purified, letting them to be worthy of heaven and witnessing the unbelievers.

However, members of the society of ignorance disregard this reality and hold on to the World alone as if it will never end. That is the reason that shapes the mentality of the society of ignorance.

"Life is short, so get a life",

"we come to this world only once, so enjoy it"

kind of statements are actually simple reflections of this mentality which urge people to live their lives without considering their religious duties and the hereafter.

You should enjoy your life while you are alive. You can try anything for fun and for your benefit because in the society of ignorance, as long as you benefit from something, there is nothing wrong with it.

From that perspective, everything is legitimate.

The society of ignorance is in a state of deep ignorance. It is clear that death is an unavoidable end and it will come sooner or later to everyone on earth. Yet, people of ignorance disregard this fact and keep it out of the agenda as much as possible.

They insistently avoid thinking about it and hinder people from talking about it. Everybody leads his life as if he will never die, although most people do not deny the existence of God.

When they are asked, they claim they do believe in the afterlife as well, as it is a prerequisite of being a Muslim.

However their actions prove just the opposite. That is because of their lack of faith in the hereafter as it is stated in the verses as follows:

"As to these, they love the fleeting life, and put away behind them a Day (that will be) hard." (Al-Insan 27)

"Thou wilt indeed find them, of all people, most greedy of life,-even more than the idolaters: Each one of them wishes He could be given a life of a thousand years: But the grant of such life will not save him from (due) punishment. For God sees well all that they do." (Al-Baqara 9)

"Ah indeed! Are they in doubt concerning the Meeting with their Lord? Ah indeed! It is He that doth encompass all things!" (Fussilat 54)

Since they think their death will be an ultimate end for their being, their desire to live forever is fulfilled in another way. Most of the people of ignorance want to leave some kind of a work to make people remember them after their death.

They think, by doing so, they will be living in people's minds. They are unaware how an unreasonable way of thinking it is. Instead of doing some good deeds for their afterlife, they try to leave a

"name" in the world and want to be "

unforgettable" after their death, which will bring no benefit to them.

"Behold, their brother Hud said to them: 'Will ye not fear (God)? I am to you a messenger worthy of all trust: So fear God and obey me.

No reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds.

Do ye build a landmark on every high place to amuse yourselves? And do ye get for yourselves fine buildings in the hope of living therein (for ever)?'"

(Al-Shuara 124-129)

"Who pileth up wealth and layeth it by, Thinking that his wealth would make him last for ever!" (Al-Humaza 2-3)

The belief of the Hereafter is a kind of consolation to repress the pain experienced during the life in the world.

Even the most religious ones hold a suspicious faith. They choose to believe in it

"just in case".

They believe they guarantee the gardens in the hereafter.

What is interesting is those who approach the hereafter with such a suspicion, claim that they are people of the gardens.

The person mentioned in the chapter Al-Kahf symbolizes this general point of view of the society of ignorance;

"Set forth to them the parable of two men: for one of them We provided two gardens of grape-vines and surrounded them with date palms; in between the two We placed corn-fields. Each of those gardens brought forth its produce, and failed not in the least therein: in the midst of them We caused a river to flow.

(Abundant)

was the produce this man had :

he said to his companion, in the course of a mutual argument: 'more wealth have I than you, and more honor and power in (my following of) men' He went into his garden in a state (of mind) unjust to his soul:

He said, 'I deem not that this will ever perish. Nor do I deem that the Hour (of Judgment) will (ever) come: Even if I am brought back to my Lord, I shall surely find (there) something better in exchange.'

His companion said to him, in the course of the argument with him: 'Dost thou deny Him Who created thee out of dust, then out of a sperm-drop, then fashioned thee into a man? But (I think) for my part that He is God,

My Lord, and none shall I associate with my Lord. Why didst thou not, as thou wentest into thy garden, say:

'God's will (be done)!   There is no power but with God!'

If thou dost see me less than thee in wealth and sons, It may be that my Lord will give me something better than thy garden, and that He will send on thy garden thunderbolts (by way of reckoning) from heaven,

making it (but) slippery sand!

Or the water of the garden will run off underground so that thou wilt never be able to find it.' So his fruits (and enjoyment) were encompassed (with ruin), and he remained twisting and turning his hands over what he had spent on his property, which had (now) tumbled to pieces to its very foundations, and he could only say,

'Woe is me! Would I had never ascribed partners to my Lord and Cherisher!'

Nor had he numbers to help him against God, nor was he able to deliver himself. There, the (only) protection comes from God, the True One. He is the Best to reward, and the Best to give success" (Al-Kahf 32-44)

In another chapter of the Qur'an, we see another example of a person with such a mentality. While he says "if I am brought back to my Lord…" he, in fact, confesses his suspicion of the Hereafter;

"When we give him a taste of some Mercy from Ourselves, after some adversity has touched him, he is sure to say, 'This is due to my(merit): I think not that the Hour (of Judgment) will (ever) be established; but if I am brought back to my Lord, I have (much) good (stored) in His sight!' But We will show the Unbelievers the truth of all that they did, and We shall give them the taste of a severe Penalty." (Fussilat 50)

It is in fact hard to understand the reason why people of the society of ignorance insist on their blindness. If someone believes in God, then he inevitably comes to the conclusion that the hereafter also exists.

God creates the human, lets him live a life, gives him countless blessings and shows a great compassion and mercy. So, why should He want to annihilate him at a certain age?

Let's remember an example given by a great Islamic scholar about this subject: Can a mother execute her child after bringing him up all through the years?

In fact, a mother cares about her child a lot and she feels a great deal of compassion towards her child. She does not even think about doing him any harm, let alone wanting him to die.

While these feelings have been given to her by God as the ultimate owner of compassion and any concept we know of good, how can anyone believe that God annihilates humans whom he creates and bestows with all kinds of blessings, especially when those people are thankful to him and choose to be servants of God.

Perhaps we could have a reason to think that death was an end, if good people lived endlessly on the earth while evil ones died.

However as mentioned in the verse: "Every soul shall have a taste of death"
(Al-Anbiya 35)


God ends one's life after allowing him to live for a certain period of time. As it has been stated in the verse;

"Did We not give you long enough life so that he that would should receive admonition? and (moreover) the warner came to you"

(Al-Fatr 37)
and this period of time is sufficient for each one of us to make a choice.

During this period of time, people should realize that their souls are immortal.

God has made us want various things and He has given all what we want and need.

God has created us in such a way that we feel hunger and He has bestowed us with plenty of foods on earth.

He has given us the feeling of thirst and he has created water resources for humans when he created the earth.

Then, in the same way, will not God let us live forever, as He has made us desire to live forever?

God has created human as His caliph on the earth and given all other created things, like the Sun, stars and the earth to his service.

After all that perfect creation of God, it would be unreasonable to think that God allows mankind to live on the earth for a period of time and ends his life forever.

In short, when we pass away, we do not get lost in

"nothingness"

but we step into our real lives.

26 Kasım 2009 Perşembe

TÜRKİYE'NİN GELECEĞİN LİDERİ OLACAĞINI BATI DÜNYASI DA TEYİT EDİYOR


TÜRKİYE'NİN GELECEĞİN LİDERİ 

OLACAĞINI BATI DÜNYASI DA 

TEYİT EDİYOR


Geçtiğimiz günlerde 
Amerikan istihbarat kurumlarının en üst kuruluşu 
olarak bilinen NIC 
(Ulusal İstihbarat Konseyi)'nin 
2025 yılında 
dünyada nelerin olacağına 
dair tahminlerinin yer aldığı bir rapor yayınlandı. 

Bu raporda 
Türkiye'de manevi değerlere 
yönelişin iyice güçleneceğine dikkat çekilirken, 
asıl olarak 
Türkiye'nin geleceğin en önemli 
üç ülkesinden biri olacağı söyleniyordu. 
Amerikan istihbaratının bu raporu, 
Sayın Adnan Oktar'ın bir süredir önemle vurguladığı 

"Türkiye'nin geleceğinin çok güzel olacağı", 

"Ülkemizin Türk İslam aleminin lideri konumuna geleceği", 

"Geleceğin süper devleti olacağı" 

yönündeki açıklamalarıyla da birebir mutabıktır. 

Sayın Oktar 
konuyla ilgili açıklamalarında bu güzel gelişmenin yaklaşık olarak tarihini de belirtmiş, 
10-20 yıl içinde Türkiye'nin çok farklı ve güzel bir konumda olacağını söylemiştir.






Akşam Gazetesi, 22 Kasım 2008



RAPORDA DİKKAT ÇEKEN HUSUSLAR:


1.    ABD DÜNYAYI ETKİLEYECEK KARARLARI TEK BAŞINA ALAMAYACAK


2.    2025'TE AB TOPAL DEVE DÖNÜŞECEK


SAYIN ADNAN OKTAR'IN 
20 ARALIK 2007'DE 
VATAN TV'YE YAPTIĞI AÇIKLAMADAN 
BİR BÖLÜM:


ADNAN OKTAR: 
Genel olarak dünyanın gidişatı iyiye gidecek, 
benim kanaatim o. 
Özellikle Türk İslam dünyasında bir birleşme, 
bütünleşme meydana gelecek.  

TÜRKİYE HEM İSLAM ALEMİNİN 
HEM TÜRKLÜK ALEMİNİN LİDERİ OLACAK. 
Bunun da 10-20 YIL İÇERİSİNDE GERÇEKLEŞECEĞİNİ 
umuyorum. 

Ama dünyada ve Avrupa’da,  

AVRUPA BİRLİĞİ'NİN parçalanacağını düşünüyorum  
ve SOSYAL YÖNDEN BİR ÇÖKÜNTÜYE UĞRAYACAĞINI 
düşünüyorum. 

Amerika’da da yine 
bu Türk İslam birliğinden 
kaynaklanan bir rahatlama olacağını ve  

DÜNYA DENGESİNİ KURMADA 
AMERİKA VE TÜRK İSLAM BIRLİĞİ'NDEN 
OLUŞAN İKİ SÜPER DEVLETİN DÜNYAYI İDARE 
EDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM.


ADNAN OKTAR:  

İşin doğrusu Türkiye, 
dünyanın en büyük devletidir. 
Yani, abartmıyorum en büyük devleti. 
Şöyle olacak, 
Türk İslam Birliğinin, 
büyük Türk İslam Birliğinin lideri olarak 
Avrupa Birliği'ne girecek Türkiye, 
o zaman hem Avrupa’yı besleyecek, 
hem Avrupa’yı güçlendirecek, 
hem Rusya’nın beli doğrulmuş olacak, 
hem Ermenistan rahatlayacak, 
hem İsrail rahatlayacak, hem Filistin sorunu hallolacak.  

TÜRKİYE BÜTÜN DÜNYAYI KURTARACAK BİR DEVLETTİR. 
Bütün dünyanın sigortası gibidir Türkiye. 

Çok hayati bir devlet. 
BUNU 10-20 YIL İÇERİSİNDE BÜTÜN DÜNYA GÖRMEYE BAŞLAYACAK 
ve bütün dünyayı kardeş haline getirecektir Türkiye.  

Bu Allah’ın inşaAllah kanunu, kader böyle inşaAllah.  

(Azerbaycan Devlet Haber Ajansı, 14 Ağustos 2008)


Radikal, 22 Kasım 2208




Milliyet, 22 Kasım 2008






ADNAN OKTAR: 

Türkiye sadmelerle sarsılmadan sürekli güzele doğru gidiyor ve gidecek.  

Hem İslam ahlakı şiddetle yayılıyor, inananların gücü daha artıyor. 

Hem Darwinizm gittikçe geriliyor, 
 materyalizm gittikçe geriliyor. 
Ateist gücün yükselişi tamamen durdu 
ve son derece güçsüz ve alta doğru giden bir yapıya doğru geçti.  

Her yönden güzel bir gelişme var 
bu önümüzdeki 10 yıl 20 yıl içerisinde de 
had noktaya çıkacağı anlaşılıyor. 

Yani, 

çok çok yükseğe çıkacağı anlaşılıyor eğer bu hızla giderse,  

10 YIL 20 YIL İÇİNDE 
TÜRKİYE’YE İSLAM AHLAKININ 
TAM ANLAMIYLA YERLEŞECEĞİ ANLAŞILIYOR. 

(Milli Gazete, 19 Mayıs 2008)


Cumhuriyet, 22 Kasım 2008





ADNAN OKTAR: 

Herkes samimi olarak 
inansın gerçekten Türkiye iyiye gidiyor ve 

gerçekten süper devlet olacağız. 
Türkiye hiç tarihte olmadığı derecede 
büyük bir devlet olacak. 

Türk İslam Aleminin lideri olacak inşaAllah. 

Bu tarihi misyonun başlangıç aşamalarındayız. 
Ve bütün dünyayı, anarşiden, 
terörden sıkıntıdan azaptan, 
her türlü acıdan kurtaracak bir milletir Türk milleti. 
Gerçekten çok asil efendi, 
böyle çileyle, acıyla yoğrulmuş bir millettir ve 
dünyayı yönetmeye 
dünyaya faydalı olmaya yönelik bir ruhu vardır. 

Allah o görevi bu millete vermiş görünüyor inşaAllah. 
Çok yakın zamanda bunu göreceğiz inşaAllah.  
(Çay TV, 23 Temmuz 2008)

13 Aralık 2008